Depremin ardından geçen 6 gün, birçok insanın yaşamını derinden etkiledi. Bu süre zarfında kaybolanların yakınları, umutla bekleyişlerini sürdürdü. Ancak bu süre, aynı zamanda cesaret ve dayanıklılığın sembolü haline gelen hikayelere de ev sahipliği yaptı. İşte onlardan biri, kahraman kadın bir genç. Kolunu ve bacağını kaybetmesine rağmen enkazdan kurtulmayı başardı ve hayata olan tutkusunu bir an olsun kaybetmedi. "Hala hayattayım" diyor.
Adı Sıla. 24 yaşındaki bu genç kadın, ailesiyle birlikte deprem anında evlerinde bulunuyordu. Aniden meydana gelen sarsıntı ile birlikte evlerinin temeli sarsıldı, çatı ise üzerine çöktü. Ailesi ile birlikte tehlike anında, karanlık ve korku dolu anların yaşandığı enkazın altında mahsur kaldılar. Depremin hemen ardından Sıla'nın ailesi, kurtulmak için çırpındı, fakat durum gitgide zorlaştı. Sıla, içinde bulunduğu bu karanlık odada, ailesinin sesini duymakta zorlanıyordu. Fakat umudunu hiç yitirmedi.
Enkaz altında geçen her saat, Sıla için bir yaşam mücadelesine dönüştü. Su ve gıda olmadan geçen günler, Sıla'nın dayanıklılığını test etti. Ancak en büyük korkusu, ailesinin bu zor durumda kaybolmasıydı. Günler geçtikçe, sağlık durumu giderek kötüleşiyordu. İyi niyetle sahip olduğu yaşam enerjisi, onun bu zor koşullarda hayatta kalmasını sağladı. Nihayet, kurtarma ekipleri Sıla'nın bulunduğu yere ulaştıklarında, dayanıklılığı tüm dünyayı etkileyen bir hikaye haline geldi.
Kurtarma ekipleri, Sıla'yı sıkıştığı yerden kurtarırken, onun cesareti ve umudu, iş arkadaşlarına ilham verdi. Uzuvlarının kaybedilmiş olması, Sıla'nın ruhunu asla kırmadı. Ardında bıraktığı hikaye, yaraların zamanla iyileşeceğini göstermekte. Şimdi hastanede tedavi gören Sıla, fiziksel zorluklarla baş etmenin yanı sıra, yaşamına yön vermek için yeni bir başlangıç yapmaya hazırlanıyor. Kurtulduktan sonra yaptığı açıklamada; "Ben hala hayattayım. Yaşamak için savaşmaya devam edeceğim," dedi.
Bu durum, toplumun dayanışmasını da görünür kıldı. Sıla’nın hikayesi, birçok gönüllüye ilham oldu ve toplumsal yardımlaşmanın önemini bir kez daha gözler önüne serdi. Deprem sonrası, birçok insanın birbirine destek olduğu ve yaraların sarılması için birlik olduğu görüldü. Sıla'nın hikayesi, sadece bir kişinin mücadelesi değil, aynı zamanda büyük bir toplumun dayanışmasına da işaret ediyor. Enkazdan kurtulmuş her yaşam, yeni hayat hikayelerinin başlangıcı oldu.
Sonuç olarak, Sıla'nın yaşadığı zorluklar, sadece bir abuk sabuk hikaye değil; umudun, cesaretin ve yaşam mücadelesinin güçlü birer yansıması. Yaşadığı travmaya rağmen, hayata karşı olan tutkunun ve azmin sembolü haline geldi. Bu olay, yalnızca Sıla için değil, tüm ülkemiz için hatırlanacak bir anı olarak tarihe geçmiştir. Zorluklarla dolu bu yolda, her bireyin hikayesi, toplumumuzun geleceğine ışık tutmaya devam edecek.