2022 yılının Kasım ayı, Türkiye’nin en dramatik yangın facialarından birine tanıklık etti. Kartepe ve Kartalkaya arasında devam eden söndürme çalışmalarına rağmen, alevlerin kontrol altına alınamaması sonucu birçok hayat etkilendi ve kaybedildi. Yangının üzerinden bir yıl geçmesine rağmen, acılar ve kayıplar yüreklerde derin izler bırakmaya devam ediyor. Yangında hayatını kaybedenlerin yakınları, yaşanan trajediyi ve kaybettiklerinin hatırasını her geçen gün biraz daha derin bir duygu ile anıyor. "Ben kızımın yanmış haliyle vedalaştım" diyen bir anne, bu facianın ne denli derin yaralar açtığını tüm kamuoyuna bir kez daha hatırlatıyor.
Yangın, Kartalkaya'nın doğal güzelliklerini bir anda kara bir bulut gibi sarmaladı. İçerisinde birçok hayvanın yanı sıra, insanların hayatlarını kaybetmesine neden olan bu olay, sadece fiziksel değil, duygusal bir yıkımın da habercisi oldu. Yangın sırasında, birçok insan sevdiklerini kurtarmak için canla başla mücadele etti, ancak yazık ki bazıları buna yeterli olamadı. Aradan geçen bir yıl, kaybedilenlerin hatırasını canlı tutmaya yönelik birçok etkinliğe ve anma programına ev sahipliği yaptı. Yangının düşünülmesi bile zor olan etkileri, toplumun her kesiminde hissedildi. Farklı yaş gruplarından bireyler, bu facianın yarattığı travmayı ve üzüntüyü taşımaya devam ediyor. Kayıpların yaşandığı ailelerden biri olan Çelik ailesi, kaybettikleri kızlarıyla ilgili yoğun duygularını anlattı. Yangının üçüncü gününde, 17 yaşındaki Derya’nın ailesi, korku dolu bir şekilde haber bekledi. Ancak gelen haber, yüreklerini parçaladı. Derya'nın cenazesi, alevlerden geriye kalan küllerle dolu bir yerde bulundu. “Ben kızımın yanmış haliyle vedalaştım. O acıyı asla unutamam,” diyen anne Ayşe Çelik, bu olaydan sonra yaşadığı ruhsal çöküntüyü de paylaştı.
Kartalkaya yangını sonrası, yerel halk ve devlet yetkilileri, yaraların sarılması için çeşitli girişimlerde bulundu. Yangının hemen ardından, birçok gönüllü grup bölgede faaliyetlere başladı, ihtiyacı olanlara yardım ulaştırmaya çalıştı. İnsani krizlerin yaşandığı böyle dönemlerde, toplumun pek çok kesimi bir araya gelerek dayanışma içinde oldu. Yangın sonrası oluşturulan bağış kampanyaları, hem maddi hem de manevi anlamda birçok insana umut oldu. Çelik ailesi gibi pek çok aile, bu dayanışmanın kendilerine güç verdiğini ifade ediyor. Bunun yanı sıra, yangın sonrası forestation (ağaçlandırma) çalışmaları da başladı. Yangından zarar gören bölgelere fidan dikimi yapılarak, doğal dengeyi sağlama amacı güdüldü. Bu tür faaliyetler, sadece fiziksel bir rehabilitasyon değil, aynı zamanda psikolojik bir iyileşme sürecine de kapı araladı.
Bununla birlikte, Kartalkaya yangınının farklı yönleri de ele alınmakta. Doğal sistemin korunması, itfaiye ve acil durum yönetim sistemlerinin güçlendirilmesi gibi konular, bu tür trajedilerin tekrar yaşanmaması için önemli düzenlemeler olarak gündemde. Toplumun her kesimi, bu tür olayların bir daha yaşanmaması adına gereken önlemlerin alınması konusunda uyanık ve duyarlı olmaya devam ediyor. Yangının bir yıldönümünde yapılan anma etkinlikleri, kaybedilenlerin hatıralarını yaşatırken, yeni nesillere de doğanın korunmasının gerekliliğini öğretiyor.
Kartalkaya yangını, sadece bir çevre bunalımı değil, aynı zamanda insan ruhunun derinliklerine inen bir dramı da beraberinde getirdi. Yaşanan acılar, kaybedilen hayatlar, hepsi topluma birer ders olarak aktarılmakta. Acı ile büyüyen Derya'nın ailesi gibi birçok aile, yangın sonrası boğuştuğu kayıplarını unutmamakla birlikte, geleceğe dair umutlarını da kaybetmemek için çaba gösteriyorlar. “Bir daha yaşanmaması için elimizden geleni yapmalıyız. Her şey doğamızı korumakla başlar,” diyor aile büyükleri. Yangın faciasında kaybedilenlerin ruhu, doğanın ve insanlığın yeniden doğuşu için bir simge olmalı. Kartalkaya'da yaşanan bu acı olay, hem bireyler hem de toplum için hatırlanması gereken korkunç bir tecrübe olarak zihinlerde yer almakta.